18 Ocak 2018
İbrahim Karagül
Türk yazar ve gazeteci. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

Türkiye’nin önce Afrin’e sonra da Münbiç’e müdahale etmesine, oradaki terör unsurlarını temizlemesine, sınırlarının sıfır noktasında büyüyen bir tehdidi ortadan kaldırmasına, terör üzerinden bir tür çokuluslu müdahale dalgasını kırmasına karşı hiçbir itirazgeliştirilemez.

İster iç politik kaygılar, ister etnik kaygılar, ister bir takım dış müdahale argümanları olsun, hiç kimse bir takım kamuflajlar altına gizlenip sinsi atışlar yapamaz.

Kimse sinsi sinsi bize korku pazarlamasın..

Bir yıldır içeriden oyalama taktikleri uygulayanların, şimdilerde müdahaleyi engelleyemeyince “masum gerekçelere” sığınıp, “güya Türkiye’yi uyarma” görüntüsü altında başka bir ajandanın gizli servisçiliğini yapamaz.

Kamuoyuna korku pazarlayamaz. ABD bile Türkiye’nin kararlılığıkarşısında geri adım atarken onlar Amerika sopasıyla Türkiye’yi dövmeyepanikletmeye kalkışamaz. Ayn el Arap  (Kobani) olaylarını gösterip, aynı senaryonuntekrarlanacağı şantajları yapamaz.

Bu kişiler, çevreler, sinsi sinsi içeriden operasyonun aparatları olarakbu ülkeye artık ayar veremez. Hem PYD kriptoluğunu gizleyip hem de etnik kart kullanmak, hele ki böyle bir atmosferde, affedilir bir duruş, pozisyon alış olmayacaktır.

Afrin’e girmek vatan savunması, 15 Temmuz direnişinin devamıdır

Afrin’e girmek bir vatan müdafaasıdır. Bir Milli Mücadele’dir. Türkiye için en büyük ve en yakın tehdidin ortadan kaldırılması çabasıdır. Bir savaş değil, savunmadır. Ülkemizin bugününü ve yarınını güvence altına alma çabasıdır.

15 Temmuz’da “Türkiye Cephesi” açmak isteyenlerin, o cepheyi güneyden saldırılarla büyütmek isteyenlerin defterlerinin dürülmesidir. Bir nevi 15 Temmuz direnişinin devamıdır. Çünkü FETÖ üzerinden ülkeye saldıranlarla, terör koridoru üzerinden saldırmaya hazırlananlar aynı merkezlerdir. Aparatlar, tetikçiler değişse de patronlar aynıdır. Türkiye hesabı da, coğrafyaya yönelik hesap da aynıdır.

Türkiye büyüdükçe iddiası büyüdü, Tehditler ve düşmanlar da büyüdü

Türkiye’nin tehdit algılamaları sadece içeride ya da sadece sınırının sıfır noktasında değildir. Sınırların çok ötesinde, coğrafyanın derinliklerindedirTürkiye çok büyüdü. Büyüdükçe iddialarıda büyüdü. Büyüdükçe tehditler de büyüdü. Büyüdükçe düşmanları da arttı. Bu kavgayı, kavganın sebeplerini, tahmini sonuçlarını ve verilecek mücadelenin büyüğünü iyi anlamak lazım.

Çünkü Selçuklu-Osmanlı Türkiye Cumhuriyeti sürekliliği yeni bir tarih aralığına yerleşmiş, yeni bir yükseliş dönemine girmiştir. Tarih yapıcı rol, yeniden milletimizin omuzlarına yüklenmiştir. Artık sadece Türkiye yoktur, coğrafyasıyla birlikte Türkiye vardır. Artık sadece birilerinin cephe ülkesi yoktur, merkez ülke vardır, bir “Türkiye Ekseni” vardır.

O çevreler hızla eriyecek

İçerideki siyasi hesaplar da, ekonomik büyüme çabaları da, coğrafyayayaklaşım da bu büyük hesaplaşmaya ayarlı olma durumundadır. İstesek de istemesek de bu böyle olacaktır. 21. Yüzyıl yürüyüşünün temeli budur, hem içeride hem de dışarıda buna hazırlanmak bir zorunluluktur.

Bu dönemde ve bundan sonra, dar iç politik hesap yapanlar, dışarıdan destekle iktidar arayışlarına girişenler, birilerinin örtülü operasyonlarına göre vaziyet alanlar eriyecek, zayıflayacak, o siyasi genetik, birikim karşısında hezimete uğrayacaktır.

Terörle savaş bitti, daha büyük hesaplaşma başladı

Türkiye’nin güvenlik kaygıları değişmiştir. Artık terörle savaş dönemi kapanmış, çokuluslu müdahalelerle hesaplaşma dönemi başlamıştır. O çokuluslu müdahaleler öncelikle terör örgütleri üzerinden servisedilirken artık çırılçıplak açıktadır. Düşman da dost da değişmiş, eski dostlar Türkiye’yi zorlayıcı, küçültücü hesaplar içinde girmiştir.

Buna karşı ülkemiz, derin tarihsel birikimiyle yeni toplumsal direnç hatlarını oluşturmuş, her geçen gün bu hattı güçlendirmeye başlamıştır. İster FETÖ olsun, ister PKK ya da arkasındaki güçler, bu dinamik yapı bütün hesapları bozacak, büyük yürüyüşü besleyecek, Türkiye ve coğrafya için yeni yükseliş dönemini sonuna kadar devam ettirecektir.

Herkes şimdiden şunu not etsin: Bu büyük hesaplaşma zaferle sonuçlanacaktır. Türkiye’ye rol biçenler bir süre sonra kendi dertlerine çareler aramaya başlayacaktır. Türkiye yükselirken onların durakladığına hatta gerilediğine şahit olacağız..

Tehdit bölgeselleşti, savunma bölgeselleşti

Öyleyse Suriye’den ya da Irak’tan gelen, terör örgütleri ve yabancı güçlerin istila hesaplarıyla kurgulanmış saldırı dalgaları, hesapları, sınırların çok ötesinde, coğrafyanın derinliğinde karşılanacaktır. Tehdit bölgeselleşmişse savunma da bölgeselleşecektir. Tehdit küresel ölçekte olursa savunma da küresel ölçekte olmak zorundadır.

Terör koridorunun her yerinde olduğu gibi, en Batı’sında yer alan Afrin’de terörle değil bir çokuluslu müdahale ile karşı karşıyayız. Bir dış tehdit söz konusudur. PKK ya da PYD bir dış tehdittir, dış müdahale aparatıdır. Bu gerçek Münbiç’te de aynıdır. Fırat’ın doğusunda aynıdır.

ABD bu bölgede tutunamayacak

Fırat Kalkanı ile zaten koridor ortasından yarıldı. Afrin ve Münbiç ile Akdeniz’e açılan kapısı kapatılacaktır. Ama asıl kavga Fırat’ın doğusunda yaşanacak. Çünkü terör örgütleri üzerinden Fırat’ın doğusunda bir yabancı harita, bütün bölgeye müdahale garnizonuoluşturma projesi ciddidir.

Bu bölgeden dört ülkeyi parçalamaya dönük sistematik bir çalışmayürütülecek çünkü. Ama bölge ülkelerinin yakın duruşu, ABD’yi bu koridordan çıkaracaktır. Göreceksiniz, bu duruş, eğilim, kararlılık devam ederse, ABD Suriye’de asla tutunamayacak, parça parça bölgeyi terketmek zorunda kalacaktır.

Şimdi herkes ‘ne kadar Türkiyeli’, gösterme vakti

Şimdi sefer zamanıdır. Şimdi bu ülkede yaşayan herkes için Türkiye ekseninde mevzi alma, dayanışma, merkezileşme zamanıdır. Şimdi, güvenlik birimlerimizin yürüttüğü mücadeleye omuz verme zamanıdır. Evet, Afrin operasyonu yapılacak ve başarılacak. Münbiç yapılacak ve başarılacak. Türkiye için o güvenlik kalkanı oluşturulacak. İçeride operasyonel alanlar, dışarıdan müdahale alanları daha da kapatılacak.

Onlar ne kadar hesap yaparsa yapsın Türkiye yoluna kararlılıkla, sağlam adımlarla devam edecek.  Bölgenin genel huzuru, güvenliği, kardeşliği için, coğrafyamıza, ülkelerimize yönelik çokuluslu müdahaleleri sona erdirmek için “Türkiye Ekseni” şaşırtıcı bir şekilde güç kazanacaktır.

Şimdi herkes “ne kadar Türkiyeli”, gösterme zamanı..

 

Niye böyleyiz?

10 Ağustos 2017

2019 koalisyonu…

7 Ağustos 2017

Temkinli olmak…

8 Nisan 2017